Yasanılan basit bir finansal kriz değil. Küresel bir kriz. 1929 büyük bunalımından sonra yaşanılan en büyük kriz.Merkezinde ABD, İngiltere, Hollanda, İrlanda ve doğu Avrupa ile Türkiye var.Tabiiki reel sektörü etkiliyecek. Otomotiv, perakende ve taşımacılık sektörünü de etkiliyerek ilerlemesine devam edecek gibi. Yani yatırım ve tüketim harcamaları, kredi musluklarının kesilmesi sonucu ciddi anlamda daralacak. Akabinde şirket iflasları, artan işsizlik, çöken tüketici ve yatırımcı güvensizliği.... Alman finans bakanı Steinbrück, “Anglo Sakson krizi” , Deutche Bank CEO’su Ackerman, “piyasanın kendini iyileştirici gücüne olan inancını yitirdiğini” , Amerikan Merkez Bankası Başkanı Alan Greenspan ise “şok ve inançsızlık içindeyiz” dediler. Aslında kriz 2006 yılında çıkmaya başladı. 2007 temmuzuna kadar reaksiyon olmadı. Hastaya bir tanıda koyamadık.Başlangıçta piyasalar V tipi (daralma ve hızla toparlanma), Bear Stearns’ın çöküşünden sonra W tipi (ikikere dibe vurma ve toparlanma) kriz dendi. Daha sonraki gelişmeler ışığında U tipi (18-24 ay sonra toparlanma) kriz denildi. Şimdilerde ise L tipi (uzun süren) resesyonun etkin olduğu bir kriz. Bu gidişle alfabede harf kalmayacak. Krizin nedeni geri ödenmesinde güçlük yaşanan ipotek kredileri değil. 1990’larda en yoksula bile krediler verilip aşırı bir tüketim sağlandı. Riskli kredilerin geri ödenmeyeceği ortadaydı. Krediler geri ödenmediğinde banka kredinin garantisi olan eve el koyabilir.Amerika’da verilmiş ev, tüketim, ticari vs. toplam 12,3 trilyon $ kredi stoku karşılığında10,8 trilyon $ başka finansal varlık yaratılmış durumda. İMF, DB, liberal ekonomistlersıkı para politikası, vergiler ve finans sektörünü kontrol altına almanın krizin çözümüneyeteceğini söylüyorlar. Kapitalist ekonomilerin dönem dönem krizler yaşadığı bir gerçek. Adeta bundan beslenyor, enerji topluyor ve yoluna kaldığı yerden devam ediyor. Acaba durakula mı?Çünkü gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde onca krizler yaşandı ve yaşanıyor. Emekler, birikimler ve beklentiler biranda yok olup gidiyor. Kriz ve Türkiye Krize karşı psikolojik savaş antioksidan etkisindedir.Başbakan Sayın Erdoğan ‘da bunu görsel ve yazılı medyada, sıvıl toplum örğütlerinde, iş dünyasında ve değişik yer ve ortamlarda yaptığı konuşmalarda gerçekleştiriyor.Ülkeyi panık havasından uzak tutmaya çalışıyor.Türkiye yaşadığı krizlerden (1994-2001) dolayı olsa gerek adeta krizlere bağışıklık kazanmış gibi. Krizlerde sermaye çıkışları, batan şirketler, istihdam, üretim-tüketim dengesi, dış ve iç borç ve de reel sektörde sorunlar yaşanır.Hatta finans sektöründe daha şiddetli hissedilir bu etki. Ak Parti hükümeti açıkladığı destek paketleri, teşvik, yeniden yapılanma,sicil affı, cansuyu vede destek kredileri gibi enstümanlarla ülke dinamiklerini ayakta tutmaya çalışıyor, krizin etkilerini minimize etmeye uğraşıyor. Tarım destekleri artarak ve de aralıksız sürdürülüyor.Enflasyon ve döviz kuru beklenenin altında. Petrolün varıl fiyatı 40 dolar civarlarında. Enerji ve doğalgaz fiyatlarıda dengelenecektir.Kar eden işletmeler krizi bahane edip işten adam çıkarmalardan vaz geçmeli artık. Çalışıp üreteceğiz ve yeni pazarlar bulup satış yaparak bu krizi aşacağız. Ağlaşarak bir yere varamayız. Boşuna meme beklemeyelim. Herkes merhemini kendi başına sürecektir.Top yekün ve birlikte mücadelenin tam zamanı.
|